seni bittin sandılar;

sen yükselmeyi seçtin.👻👑

Dikkatim o kadar dağınık ki. Bir anda düşünmeye başlıyorum her şeyi… Zaten kendimi de iyi hissetmiyorum. Ancak oturup iyi rolü yapmak zorunda kalıyorum. Özellikle de sorumluluklarımı düşününce kaçamıyorum, kaçmam imkansız oluyor…

Değiştiğini farkettiğin zamanlar olacak, aynı şekilde gülmediğin, aynı şekilde konuşmadığın, aynı şeyi umursamadığın ve aynı şeylere öncelik vermediğin zamanlar. Bunu senden başka kimse farketmeyecek…

Acı çekmiş olmak geçmiyor…

Kalbim yorgun ama hâlâ ayakta 🖤

Aslında ben gerçekten kaçıyorum hem de çok güzel kaçıyorum… Korkuyor muyum sanmıyorum ancak sadece anda kalmak istiyorum bitmesin istiyorum. Sonu nereye gidecek bilmiyorum lakin bu an, şu an bana yetiyor. Devamını düşünmek, geleceği düşünmek beni çok yoruyor, yıpranıyorum. En güzeli de anda kalmak değil mi zaten? Anın tadını çıkarmak…

Gelecekten ben ne zaman bu kadar korkar oldum bilmiyorum. Oysaki hep gelecek hayalleri kuran bendim. İçimi çürüttüler, yaşam hevesimi aldılar. Her şeye rağmen yaşayan ben artık GELECEKten korkuyorum…

Artık Birileri Seni Eskisi Gibi Üzemeyecek

Video o kadar ben ki… Gerçekten ben bunu başarıyorum. Bunu yapmak çok zor ama gerçekten yapın, hepiniz yapın. Ne olursa olsun bir şekilde nasıl mutlu olduğunuzu göreceksiniz✨️

Nasıl da alışmışsın yalnızlığa… O küçücücük bedenin aşırı bitik durumda lakin sen ayakta duruyorsun ve kafanı yaslayacak bir omzun bile yok… Bunu da istemiyorsun, kaçıyorsun: )) Yorulmuşsun insanlardan, yaşadıklarından. Hele de gelecek tepkileri o kadar ezberlemişsinki bıkmışsın… “Başlarım bu işe!?” demişsin yalnız kalmışsın. Sen yalnızlığa alışmışsın ve o yalnızlığı HUZUR olarak tanımlamışsın…

Yapamayacağım üzgünüm ama negatif şeylere katlanamıyorum ben. Bu benim karakterimde yok çünkü… Üzgünüm… Mantıklı düşününce ne kadar ağır şeyleri tek başına omuzlandığımın farkındayım lakin böyle yanımda olacaklarsa hiç olmasınlar daha iyi. Ben kimseyi üzmeyeceğim. Sadece karşımdakileri üzmek de değil onlar da beni etkiliyorlar ve bu beni çok yoruyor. İstemiyorum, ben tek başına hâlletmeye alışmışım tek başına da hâlledeceğim…

Zaman kavramını bu kadar sevebileceğim aklıma gelmezdi. Çünkü insanın bazen bir noktası olur ya hani ben o noktaya gelmiştim. İyileştim dedim kendime. Kabullendim tam benliğimle. İçimde bir yerlerde beni yoran ufak tefek şeyler olsa da kapatıyordum kendimi, düşünmüyordum. İnatla neşe saçıyordum etrafa. Çok az arada bir durup soluklanıyordum, bir tık da isyan ediyordum bu yorgunluğuma belli etmiyordum asla tabi… En fazla on dakika sürüyordu bu içimde zaten. Sonraki saatlerim yine enerjik geçmeliydi çünkü… Ben böyle yaşıyordum hayatı seve seve doya doya kendi benliğimle… Çünkü hayat bu gerçekten o kadar çok kısa ki… Bakmayın önümüzde belki de ortalama bir 60 yıl ömür var diyoruz aslına bakarsanız belki 1 saniyemiz bile kalmadı yaşamak için, yalan mı? O yüzden oturup düşününce ne olursa olsun sevilmeli bu kısa ömür ya diyor insan. Sonra da bırakıyorsun herkese savaş açmayı, kendine savaş açmayı. Acıyı unutuyorsun. Bu demek değil ki hiç üzülmeyeceksin… Tabiki üzeleceksin ama dozunda olmalı. Hayat çünkü devam ediyor ve inanın bana zaman beklemiyor. Hem de hiç beklemiyor… Size tavsiyem dönüp baktığınızda pişman olacağınız bir hayat yaşamayın bedenlerinize biçilen kısa ömrünüze…

Keşke…

Hiç sevmem ben bu kelimeyi. “KEŞKE…” Sanki keşke deyince düzelecek her şey ya da zamanı geriye alabileceksin? Hayır hiçbir şey düzelmeyecek, hiçbir şey geri gelmeyecek. Yaptığın hatalar, yapamadıkların geri gelmeyecek. Sen bugündesin bugüne bakmalısın sadece. Çünkü hayat bu, sana keşke dedirten şey belki de bir gün iyi ki dedirtir bilemezsin/bilemeyiz… Neyi, nasıl yorumlayacağın aslında tamamen seninle ilgili. Ancak biz sadece düşmeyi ve hüzünlenmeyi seviyoruz değil mi? Keşke demek belki de kolayımıza kaçıyor. O güzelliklerin gelmesinin önüne engeller koyan tamamen kendinsin aslında. Keşkelerin sana kalsın sadece önüne bak derim ben.

Acılarımla barışığım ben, çok ağır da olsalar zihnimde bana yaşattıkları, bedenime yaşattıkları asla geçmese bile ben onlarla barışığım keşke demek yerine önüme bakıyorum. Bu hayata bir kere geliyorum çünkü bir kere yaşıyorum ben ve bunun kıymetini bilmezsem tamamen yazık ederim. İnsanlara göre bu dediklerim çok büyük güç farkındayım ancak inanın bana ben yapabiliyorsam siz de yapabilirsiniz. İşin sırrı tamamen kendinizi sevmekte. Sonrasında zaten kimse sizi üzemez o keşkeler de size hüzün değil ders olur sadece…

Burçlara asla inanmam… Ama gerçekten bu yazılarda kendimi buldum öyleli: ))

Kalabalıklar arasında da yalnızdır insan🙃

Bugün kendime bir dilek tuttum. Ne olursa olsun başaracağım diye. Lakin ne olursa olsun… ve düşününce diyorumki biliyorum kesin çok zorlanacağım, isyan edeceğim hatta ve hatta kendimi küçümseyeceğim diye. Biliyorum çünkü bunların hepsi olacak.

Düşünüyorum sonra yine de diyorum ne olursa olsun hâlledeceğim diye. Çünkü ben hep hâllettim…

Doğruyu söyle nasıl ayakta kalıyorsun sen? Bir insan hiç mi yorulmaz, hiç mi düşmez… Sen niye böylesin!? Derin bir uykuya dalman gerekirken oturmuş 3,5 saatlik uykuyla, şu hâlinle ayakta duruyorsun… Düşünmüyorsun hiçbir şeyi. Öylece yaşamaya alışmışsın sadece. Gülümsüyorsun tepeden tırnağa acı çekerken. O acılar senin varoluş biçmin olmuş, sana ait olan şeyler… Yorsa bile kabullenmişsin çünkü.

Düşme de sakın olur mu? Hayat güzel, hayat devam ediyor ve sen bu HAYATI SEVİYORSUN. Lakin sadece yoruldun, bu seni bıktırmasın sakın, bu seni hayattan uzaklaştırmasın sakın. Herkes bunu istiyor ama sen izin verme. Sen, sen ol yeter…

Hiçbir şey ama hiçbir şey benden önemli değil. Kendimden önemli değil… Ben nasıl bu hâle geldim peki? Nasıl bir anda unuttum kendimi. Bu kadar acı çekerken nasıl da yok saydım, ayakta kaldım… Bilmiyorum lakin bildiğim bir şey var artık farkediyorum; değil 1 gün, 1 dakika hatta 1 saniye ayakta durmak bile şu an benim için cehennemden farksız. Bırakmak lazım bazen de ama ben son basamakta bırakmak istemiyorum işte. Bu son basamağa da basmalıyım çünkü. Bunu yapmak bana çok koyuyor lakin bedenim daha ağır basıyor tabi. Yine de inadımdan vazgeçmeyip ‘görmemezlikten’ geleceğim bu durumu. Çünkü kaçmak benim en büyük kalkanımdır…

Dilimin bağı çözülecekti çok zor tuttum kendimi…. Üzmek istemiyorum kimseyi ben. Lakin isteristemez üzeceğim biliyorum, çok korkuyorum gerçekten, üzülmesin kimse. Bana bir şey olmaz gerçekten. Ben sıkı sıkı tutunurum hayata, yaşarım yeter ki siz mutlu olun. Ben her şekilde yaşarım…

Yeni bir sene, yeni bir başlangıç. Benim travmamın oluştuğu o ay… Bu senede geliyorum tabiki de. Hem de bu sefer çok ciddi bir şekilde. Lakin beni üzemeyeceksin, izin vermem buna. Yeni sene demek, yeni güzellikler demek, yeni başlangıçlar demek… Ben tamamen arındım buna izin vermem yeniden beni düşürmene. Yeni yıl güzellikleri getirir hep, getirmeli de… Benim inancım buna tamdır. Şimdi gülümseyerek gireceğim bu yıla. Her şeyi güzelce yenip yeniden çok güzel toparlayacağım. Bekle beni 2026🫠



Bazen kendime çok kızıyorum. O kadar çok gülüp, neşe saçıyorumki ama bir anda bir boşluk oluşuyor içimde hüzünleniyorum… İçimde bir yerlerde üzgün bir kız yatıyor onu farkediyorum da onu görmemeye çalışıyorum. Aslında bazen ortaya çıkıyor kendisi. Şimdi de olduğu gibi… Düşünüyorum sonra diyorumki benim yanımda olan, bana değer veren bir sürü insan var aslında. Lakin sadece bir kişi eksik gibi, o boşluk ne zaman dolar bilmiyorum… Küçük Prens'in bir sözü var ya hani ’ kalabalık arasında da yalnızdır insan ’ diye. Tam olarak öyleyim, öyle hissediyorum fazlasıyla…

🕊️ “Şimdi Benim Vaktim”


Geçmişi hatırlamak bazen en büyük ders,

bazen de insanın yüreğine çöken en ağır ızdıraptır.

Bazı anılar vardır; insanı sessizce ağlatır,

bazıları ise haykırtarak.


Bugün geçmişe dokundum…

Bedenimde hâlâ sızlayan o tokatların,

inandığım yalanların acısıyla sarsıldım.

Belki son kez hatırladım bu nefreti, bu hüznü,

bu umutsuzluğu ve kırılmışlığı…

Belki de bu, uzun bir yolculuğun son düzlüğüydü.


Kalbimin yalnızlığıyla boğuştuğum,

yapayalnızlığın dibini gördüğüm günleri

bir daha yaşamamak için

gerekirse her şeyi yapmaya hazırım.


Geceyle gündüzü ayırt edemediğim o yılları

ardımda bırakıyorum.

Artık ışığı tanıyacağım.

Sevdiklerime sahip çıkmayı,

onlar için savaşmayı,

ne pahasına olursa olsun korumayı öğreneceğim.


Nefret güçlü bir histir, evet…

Ama sevgi, hepsinden büyüktür.


Yalnız başıma güçlenmek,

yalanlarla yüzleşmek,

iki yüzlülüklerin tam ortasında ayakta kalmak

çok zor oldu.

Ama başardım.


Herkesin maskesini gördüm,

her sözün ardındaki gerçeği duydum,

derin bir ateş kuyusuna düştüm…

ve oradan çıktım.


Sonra kendime dedim ki:

“Şimdi senin vaktin.”


Artık adımlarımı geri atmadan atıyorum.

Korkuyorum, evet…

ama biliyorum, hepsi geçecek.


Bir gün sevdiğimin elini gururla tutacağım.

Bu huzuru bulacağım.

Geçmişi arkamda bırakacağım.

İyileşeceğim.

Ve çok, ama çok güçleneceğim.