BURSA'DA ZAMAN - 5


Meltem Abla o geceki sikiş sonrası bir kaç gün aramadı beni. Kızmış mıydı acaba? Telefonlarıma da çıkmıyordu. Sonunda “Çok yorgunum aşkım, bir kaç gün dinleneyim ben seni ararım” diye mesaj attı. Kadınını bir orospu gibi sikmek benim de içimdeki hiç bilmediğim dehlizleri keşfetmeme neden olmuştu. Sevgi dolu, yumuşak sikişler de güzeldi ama bazen de bir kadını hem bedenini hem ruhunu acıta acıta sikmek istiyordum artık.


Serhat Abi o gece Uludağ Üniversitesinden bir hatunla buluşacakmış. Ben de Oya'yı aradım. Heyecanla açtı telefonu, sanki onu aramamı bekliyor gibiydi. Hemen müsait değilmiş ama akşam gelebilirmişim evine. Adresini verdi, ben de ‘akşam Serhat Abiyleyim’ deyip izin aldım teyzemden.


Oya'nın evi Altıparmak'taydı. Altıparmak o yıllarda hâlâ orta sınıfın tercih ettiği, şimdiki gibi göçmenler nedeniyle kiraların çok düşmediği bir yerdi. Serhat Abinin sözünü dinleyip çiçek aldım bir apartmanın teras katındaki eve giderken. Beni şık bir blüz ve diz üstü etekle karşıladı ve komşular görmeden hızla içeri aldı. Şamdandaki mumların aydınlattığı çok güzel bir sofra hazırlamıştı. Bonfile ve makarnanın yanında içtiğimiz Kırmızı Yakut ikimizi de gevşetti ve derin mevzulara dalmaya başladık. Eşiyle sorunlarını, oğlunu, boşanma sonrası yaşadıklarını anlattı uzun uzun. Kocası hödüğün tekiymiş ve evliliği boyunca cinsellikten hiç keyif almamış.


“O zamanlar Eskişehir'de yaşıyorduk. Bu ev bana babamdan kalma, boşanıp Bursa'ya taşındım. Oğlum da liseye burada, Tophane Turizm Otelcilikte başladı. Zor bir süreçti onun için de, liseden sonra okumadı, çalışmaya başladı zaten. Geçen sene, boşandıktan sonra ilk kez bir erkek arkadaşım olduğunda çok kavga ettik ama artık kabul etti benim de bir cinsel hayatım olduğunu. Ben de kadınım ama öncelikle insanım. Hayattan zevk almak benim de hakkım değil mi?”


Şarabımı alıp yanına gittim, omzunu öpüp “tabii ki senin de hakkın canım” dedim. Şimdi düşünüyorum da nereden öğrendim acaba bu hareketleri? Gözleri dolmuştu. Ürperdi ben öpünce, sözlerimde hiç bir sahtelik sezmedi. Duymak istediği sözlerdi bunlar.


Masadan kalktı, müzik setine yumuşak bir CD koydu, kanepeye geçtik. Romantik bir şekilde sikilmek istediği belliydi. Yavaş yavaş boynunu, omuzlarını öpmeye başladım. Ben de acemiydim aslında ama Oya o yaşına rağmen benden de tecrübesizdi. Kanmaya hazır bir şekilde aşkla sevişmek istiyordu. Boynunu öperken “kıyafetin çok güzel” dedim. Serhat Abinin Jagler'ini sürmüştüm, gömleğimin düğmelerini açıp gözlerini kapattı ve göğsümden yükselen parfümü içine çekti. Başını göğsüme koydu, “çok mutluyum şu an” dedi hafiften sarhoş olmaya başladığı belli bir tonda.


“Ben de senin yanında çok mutluyum” dedim. Yavaş yavaş boynunu, yanağını öpüp dudaklarını öpmeye başladım. Önce o da yavaş yavaş öpüşüyordu benimle ama kısa süre sonra dilini ağzıma sokmaya elini bacak arama atmaya başladı. Romantik müzik ve şarap işlevini görmüş Oya'yı ateşlemişti. Elimi göğüslerine attım, o kocaman memelerini avuçlamaya başladım. Dayanacak hali yoktu, hemen blüzünü ve sütyenini çıkarıp göğüslerini serbest bıraktı. Ben göğüslerini yalamaya başlamışken artık iyice kendinden geçiyordu, “soyun hadi” dedi. Sikilmek için yanıyordu belli ki. Ben de zaten onun için buradaydım, ayağa kalktım, göğsüme yatarken açmaya başladığı düğmelerin kalanını açıp gömleğimi çıkarırken Oya dayanamayıp hemen kemerimi çözüp pantolonumu çıkarmaya başladı. Ben ağırdan aldıkça o daha da azıp hızlanıyor bir an önce altıma yatıp sikilmek için sabırsızlanıyordu. Pantolonumu ve donumu indirir indirmez yarı sertleşmiş sikimi eline alıp yalamaya başladı. İlk kez yarrak görmüş gibi öpüyor, yalıyor, yüzüne sürüyordu. 'Bu kadının azgınlığını dindirmek vakit alacak’ dedim içimden. Sikimi kaldırıp taşaklarımı yalıyor sonra yüzünü kasıklarıma gömüp sarılıyordu bana, bu yarrak hep onun olsun ister gibiydi. Sikim iyice kalkınca önce eteğinin fermuarını çözüp eteğini sonra bu gece için özenle seçildiği belli dantelli külodunu çıkarıp çırılçıplak yatırdım kanepeye.


“Sok hadi” deyip elini sikime attı. Benim sikmemi bekleyecek halde değildi, sikimi ıslatmadan amına dayadı. Çoktan ıslanmıştı amı, ben başını dayarken kendini öne atıp sikimi içine aldı ve derin bir 'Ohh!’ çekti. Dudaklarına yapışıp üstünde gidip gelmeye başladım. Yavaş yavaş, durgun denizde yol alan bir sandal gibi sikiyordum Oya'yı. O sikişi sertleştirmeye çalıştıkça onu altımda sabitleyip kendi istediğim hızda sikiyordum. Bileklerinden tutup hareketsiz bırakıp sikmeye başladım. Böyle bir kontrol onu iyice azdırdı. Dibine kadar yarrak yemek istiyordu ama üstündeki erkek köklemiyordu. Kımıldamaya çalışıyor ama hem bileklerini tutmam hem de ağırlığım altında onu sabitlemiş olmam nedeniyle kımıldayamıyordu. Çok azmıştı bu durumdan. “Hadi! Hadi” diye inlerken dayanamayıp ilk boşalmasını yaşadı. Sikim durgun bir deniz kadar ıslak amının içinde gidip geliyor Oya'nın kasılmalarına aldırmadan işini görüyordu. Oya kısa bir süre kendinden geçti. Kollarını bırakınca kollarını boynuma sarıp salıncağın ritmine uygun sallanıyor gibi bana eşlik etmeye başladı. Yarrağım gittikçe daha hızlı giriyordu amına, tempolu şekilde sikiyordum şimdi. Oya bir kez daha boşaldığında artık bacaklarım akan am suyuyla ıslanmaya başlamıştı. Oya seri halde boşalırken ben ritmik hareketlerle sikmeye devam ettim. Artık köküne kadar sokuyordum. Ohhh'lamaları Ahh'lamaya inlemeleri çığlıklara karışınca artık ben de sertçe köklemeye en derine kadar sokmaya başladım. Oya zevkin doruklarına çıkmış hödük kocasından görmediği ilgiyi görmenin ateşiyle bir kez daha boşalmaya çok yaklaşmıştı. “Aşkım benim” diyerek hızla kökleyip sert sert sokunca bağıra bağıra boşalmaya başladı ve sıkı sıkıya sarılıp sikimi içinde hapsetti. Benim de dayanacak halim kalmamıştı, sikimi çekip dışarı boşalmaya çalıştım ama Oya orgazmın şiddetiyle öyle bir kasılmıştı ki, içine boşalmak zorunda kaldım.


Üstüne yığılıp bir süre yattım öyle. Oya bayılmış gibiydi. Birazdan gözünü açıp gülümsedi ve “çok mutluyum şu an” deyip dudaklarıma bir öpücük kondurdu. Ben içine boşalmanın pişmanlığını yaşıyordum “çekemedim son anda kusura bakma, içine boşaldım” dedim. “Önemli değil aşkım, geçen günden sonra korunmaya başladım, içime boşalabilirsin artık” dedi. Huzurla gülümseyip ben öptüm bu sefer Oya'yı. Sonradan yattığım kadınların çoğu böyle hızla iki üç kez boşalmayınca bir şeyleri yanlış mı yapıyorum diye düşündüm önce ama sonraki yıllardaki tecrübelerim istisnai iki kadınla seks hayatıma başladığımı anlattı bana.


Oya birazdan ayaklanıp yatak odasına götürdü beni. Yatağa yatırıp koluma yattı ve uyumaya başladı. Onu kollarıma alıp yatırmak bana da çok iyi geliyordu. Saçlarını kokluyor, terli boynundan yükselen kadınsı anaç kokusunu içime çekip yatıyordum. Ne kadar uyuduk bilmiyorum ama birazdan uyandım, Oya'yı uyandırmadan yataktan kalkıp önce salona gittim, donumu giyip cebimden sigaramı aldım sonra mutfağa geçip pencereyi açtım ve sıcak sigara dumanıyla beraber serin havayı içime çekip karanlık Bursa manzarasını izlemeye başladım. Teras katındaki ev doğu cepheydi ve Tophane'yi görüyordu. Saat kulesini ve Tophane'ye doğru yükselen evleri seyrettim biraz. Tam manzaraya dalmışken anahtar ve kapı sesiyle irkildim. Kendime gelemeden mutfağa giren çocukla göz göze geldik. Oya oğlunun geleceğinden hiç bahsetmemiş ben de sorma ihtiyacı duymamıştım ama şimdi karşımda oğlu olduğunu anladığım benden bir kaç yaş büyük olmasına rağmen benden bir kaç yaş küçük görünen çocukla birbirimize bakıyorduk. Ancak daha şaşırtıcı olan karşımdaki gencin İsmail Abinin geçen gece Tophane'de siktiği garson olmasıydı.


“Selam.” dedim çocuğa, elimi uzattım “Mete ben”. İfadesiz bir yüzle elimi sıktı “Serkan” dedi. Halimden ne durumda olduğumuz belliydi tabii.


“Oya içeride uyuyor” derken Oya sabahlığıyla mutfağa geldi “Geldin mi oğluşum? Seni Mete'yle tanıştırayım” dedi.


“Tanıştık biz” dedi Serkan gözleri hâlâ gözlerime dikili olarak.


“Aç mısın oğlum? Güzel yemekler yaptım, dolaptan çıkarıp ısıtayım” dedi Oya.


“Yok anne sağol, meyhanede yiyip de geldim. Çok uykum var zaten, yatacağım hemen. İyi geceler size” deyip odasına kaçtı Serkan. Oya da bana sarılıp “Biz de yatak odamıza geçelim mi?” dedi. Sigaramı söndürüp yatak odasına geçtik. Oya her ne kadar oğlunun artık erkek arkadaşlarını kabul ettiğini söylemiş olsa da bir kadını oğlu hemen yan odada yatarken sikmek biraz garipti ama daha garibi oğlanın seks hayatını da biliyor olmamdı. Geçen gece bu sefer o benden elli metre ötede götünü siktirmişti. Çok karışmaya başlamıştı ilişkiler ama açıkçası çok da sallamıyordum. Siken memnun sikilen memnundu sonuç itibariyle.


Oya'yla birbirimize sarılıp öpüşmeye başladık. Sabahlığı kenara atıp yine o dolgun göğüslerini yalamaya başladım. Oya az önceki sikişten sonra biraz sakinleşmiş daha yavaş sevişmeye başlamıştı. Elimi amına atıp yavaş yavaş deliğini parmaklamaya başladım. Az önce boşaldığım döllerimle şimdi ıslanmaya başlayan amının suyu birbirine karışıyordu. Islak parmağımı çıkarıp göt deliğiyle oynamaya başladım.


“Burdan sikeyim mi bu sefer?” deyip parmağımı yavaş yavaş götüne sokmaya başladım. Gözleri açıldı “Serhat geçen gün sen gelmeden denedi ama alamadım. Çok canım acıyor ordan” dedi. “Acıtmadan yavaş yavaş sikerim ben merak etme” deyip parmağımı içinde oynatmaya başladım.


“Önce amımdan sik ama” deyip elini sikime attı. “Tamam, madem öyle istiyorsun. Önce bi ağzında ıslatalım” deyip göğsüne doğru çıktım ve sikimi ağzına uzattım. Yine şevkle yalamaya başladı. Ağzına alıp dudaklarını büzüyor, ağzını daracık bir amcık gibi yapıp ileri geri kendini siktiriyordu. Kafasını elimle biraz kaldırıp daha derine sokup git gele başladım. Az sonra elimi itip öksürmeye başladı, çok derine sokmuştum. “Dur ben yapayım” deyip kendisi git gele başladı. Yarrağım ağzının içinde iyice kalkmış diğer deliklerine girme isteğim tavan yapmıştı. Ağzından çıkarıp arkasını döndürdüm. Boynunu öperken arkadan kaşık pozisyonunda amına geçirdim yarrağımı. Kalçasını daha çok bana yanaştırıp en dibine kadar kendini siktirmeye başladı. Bir elim göğüs uçlarıyla oynuyor alttan da sert sert yarrağımı sokuyordum. Yavaş yavaş Ohhlamaları artmaya başladı. “Çok güzel çok güzel” diye inliyordu kucağımda. Bu sırada kapının buzlu camında bir kıpırdanma sezdim. Sanırım Serkan kapıya gelmiş bizi dinliyordu. İsmail Abi götünü siktikten sonra utanmış hızla uzaklaşmıştı ama şimdi anasını sikerken bizi dinlemekten utanmıyordu demek ki. Biraz daha zevke gelsin diye sertçe sokmaya başladım, Oya'nın inlemelerinin şiddeti arttı. Amı sırılsıklamdı yine. Serkan'ın kapıda rahatça duyacağı şekilde bağırtıyordum Oya'yı. Boynunu emip kulaklarını yalarken bir elimi de klitorisine attım. Meltem Abladan öğrendiğim şekilde oynuyordum klitorisiyle. Öğretmenim çok iyiymiş ki Oya'nın inlemeleri daha da arttı. Çok fena gaza gelmişti. Yarrağımı daha hızlı köklemeye başladığımda çığlıkları odayı dolduracak şekilde boşalmaya başladı. Annesinin sesi Serkan'ı korkutmuş olacak ki kapının camında Serkan'ın odasına doğru bir karartı hızla geçti. O da otuzbir çekip anasının sikilmesini dinlerken boşalmış mıydı acaba?


Oya biraz dinlenirken ben de am suyuyla ıslattığım parmağımı götüne götürüp yavaş yavaş masaj yapmaya başladım. Kendine gelmeye başlayınca da “sıra bu dar göte geldi aşkım, onu da sikeceğim bu gece” dedim. Oya komidinden bebe yağını alıp “bununla sik o zaman, Serhat kremsiz, tükürükle deneyince alamadım ordan” dedi. Sonraki yıllarda da kadınları götten sikmeyi çok sevdim. İlk seferlerinde önce parmaklarımla alıştırıp sonra yavaş yavaş sikerken kadınların acı duyması ardından da zevk almaya başlaması beni hep çok tahrik etmiştir. Yine öyle yaptım, Oya'yı domaltıp bebe yağını önce parmaklarıma ardından Oya'nın daracık göt deliğine sürdüm. İlk boğumla içerisini yağlayıp parmağımı yağı yedire yedire soktum götüne.


“Kasma kendini aşkım, yavaş yavaş alıştırıp sikicem senin bu daracık götünü, kısa sürede çok zevk almaya başlayacaksın” deyip parmağımı sokup çıkarmaya başladım. Oya rahatlayınca ikinci parmağımı da sokup arkadan sırtını öpmeye başladım.


“Acıyor” dedi biraz tedirgin bir tonda.


“İlk başta acıması normal, sonra alışacaksın, merak etme” dedim. Karşısında oğlu yaşında bir ergen değil de tecrübeli bir adam varmışçasına itaat ediyordu her dediğime. İki parmağımı sokup git gele başlayınca 'Ahh!’ seslerine kasılmalar eşlik etmeye başladı. Bir süre kastığı deliğine yara yara soktum yağlı parmaklarımı ve direnci kırılınca rahat rahat almaya başladı.


“Zamanı geldi aşkım” deyip bebe yağı sürdüğüm yarrağımı dayadım Oya'nın göt deliğine. Önce ucunu hafiften sokuyor gibi yapıyordum ama kendini kasıyordu. Götüne öpücük kondurur gibi baskı yapıp sürttüm bir süre. Elimi klitorisine atıp oynamaya başlayınca inlemeye başladı yine. Sonunda sokmayacağıma kanaat getirip götünü gevşetince sikimin kafasını soktum. Aynı anda çığlık atıp kaçmaya çalıştı ama sımsıkı tuttum Oya'yı kaçmasın diye.


“Tamam aşkım kafası girdi, bundan sonrası daha kolay olacak” deyip sakinleştirmeye çalıştım ama “Çıkar! Çok acıyor! İstemiyorum!” diye bağırıyordu. Kapının camındaki karartı geri geldi bu sırada. Serkan anasının götten sikildiğini anlamış kendi sikilmelerini düşünüp otuzbir çekerek götünü parmaklıyordu herhalde.


“Tamam aşkım, tamam bitanem! Geçecek merak etme sen. Dayan biraz senin de çok hoşuna gitmeye başlayacak. Bak ben çok zevk alıyorum seni götten sikerken.” gibi laflarla sakinleştirdim Oya'yı. Götünün sızısı azalmıştı belli ki, Oya debelenmeyi bırakıp “lütfen kımıldama böyle bekleyelim” dedi.


“Sen merak etme aşkım, alıştırmadan sokmam, böyle bekleriz biraz” deyip sikimin başını içinde tutup bekledim biraz. Oya sakinleşince yavaş yavaş kımıldatmaya başladım sikimi.


“Bak ne güzel giriyor yarrağım götüne. Götünü siktirip çok mutlu ediyorsun beni, şimdi tam kadınım oluyorsun” deyip milim milim gidip gelmeye başladım Oya'nın götünde. Bana zevk verdiğini bilmek Oya'yı yatıştırmış ona dayanma gücü vermişti. Yarısına kadar sokunca “şimdi derin nefes al aşkım sonu geliyor” dedim. Derin derin nefes almaya başladı. Tam gevşediği anda kökledim götüne. Çığlığı basıp öne doğru kaçmaya çalıştı ama mengene gibi sıkıştırdım Oya'yı, bir milim bile kımıldayamıyordu.


“Ohhhh! Taşaklarıma kadar soktum aşkım benim! Ne güzel senin bu daracık götünü yara yara sikmek, çok zevk veriyorsun bana, seni hep sikmek istiyorum” derken ağlıyordu Oya. Kapıda bizi dinleyen Serkan da kesin ilk sikilmesini, daracık götünün ilk açıldığı zamanı, annesinin götten sikilmesini dinleyip yeniden yaşıyordu.


Bir süre bekledik böyle. Zaten yarrağımı öyle bir sıkmıştı ki kımıldamam imkansızdı. Birazdan kendine gelen Oya “Çok canım acıdı” dedi ağlamaklı bir sesle.


“İlk sefer olduğu için normal canım, şimdi köküne kadar soktuğumdan alıştıracağım o daracık götünü sikilmeye. Şimdi biraz gevşe ve sikilmenin tadını çıkar, sen hayattan zevk almayı hakeden bir kadınsın, her zevki yaşatacağım sana” derken biraz gevşemeye başlamıştı. Yavaş yavaş sikimi içinde kımıldatmaya başladım. Oya önce kasmaya çalıştı ama yarrağım yara yara içinde hareket etmeye başlayınca gevşedi. Bir kaç dakika sonra yarısına kadar sokup çıkartıyordum o daracık götüne. Az sonra inlemeye başladı. Bir elini klitorisine atıp kendini okşarken zevke geldiğini, götünde artık daha rahat git gel yapabildiğimden anladım. Kendini sikişin zevkine bırakmış götten sikilmenin tadını almaya başlamıştı, tıpkı kapıda bizi dinleyen oğlu gibi. Götünü kanırta kanırta sokup çıkarmaya başladım. İlk başta göt deliğinin sıkılığından sikimin derisi yüzülecek gibiysi ama şimdi göt deliği biraz açılmış, yarrağımı götüne daha rahat almaya başlamıştı. Yine de çok dardı götü, kim bilir kaç kez sikilince amı kıvamına gelecekti. Bu gece ilk kez başlamıştık götünü alıştırma operasyonuna.


“Hoşuna gidiyor mu aşkım?” dedim içinde gidip gelirken. Sesi küçük bir kız çocuğu ürkekliğinde çıkmıştı “Evet”.


“Ben de senin götünü sikmekten çok zevk alıyorum, çok mutlu ediyorsun erkeğini. Artık senin her deliğini sikip uçuracağım seni.” deyip daha sert sokmaya başladım. Oya yeniden kendinden geçmeye başladı. Çok çabuk alışmıştı götten sikilmeye de. Daracık götündeki acı yerini zevke bırakmıştı belli ki. Sertçe köklemeye başladım. Taşaklarım alttan amına çarpıyor, am suyuyla karışmış bebe yağının ıslaklığıyla odayı Şak Şak sesleri dolduruyordu. Köklemeye başlayınca yine canı yanıyor gibi bağırmaya başladı Oya. Bu sefer ben elimi klitorisine atıp oynamaya başlayınca daha fazla dayanamadı ve boşalmaya başladı, benim de bu daracık göte dayanacak gücüm kalmamıştı. Son bir köklememle derisi yüzülüyormuş gibi çığlık atınca içine attırmaya başladım döllerimi. Oya boşalırken iyice kastı göt deliğini, sadece çeyreğine kadar geri çekebiliyor sonra yine sokuyor ve götünün en derinlerine akıtıyordum döllerimi. Bu geceki en zevkli anlardan biriydi Oya'nın daracık götüne boşalmam.


Bu ilk götten sikilişi Oya'yı çok yordu, hemen sızıp kaldı. Götünden sikimi çıkarıp yatağa serildim ben de. Az sonra osuruk sesi geldi Oya'nın tam kapanmayan götünden. Bir an irkilip “özür dilerim aşkım tutamadım” dedi. “Normal aşkım, o kadar yarrak yedin, gevşemiştir deliğin tabii” deyip omuzuna bir öpücük kondurdum. Sakinleşti yine Oya ve uykuya geri döndü. Ter, döl ve am suyu kokan yatak odasında sabaha kadar deliksiz uyuduk ikimiz de.

🔞📕Merhaba değerli aile içi sex hikayeleri okurları arkadaşlar,ismim Hakan,bi kaç ay evvelce yaşadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum,yaşım 35 uzun boylu atletik vücutlu yakışıklı bir erkeğim,hikayem yengemle aramızda geçti,yengem 36 yaşların 1.70 boylarında beyaz tenli sarı saçlı,yeşil gözlü balık etli hoş bir hatun,o güne kadar yengemi sikmek gibi bir kanaatim olmamıştı,ama hoş bir kadın bulunduğunun farkındaydım,bir akşam evimde oturmuş filim izleyip viski içiyordum,saat 01 gibi telefonum çaldı,arayan dayımdı,kent dışında bulunduğunu yengemin de dışarıda bulunduğunu söyledi,yengem eğlenmek amacıyla arkadaşlarıyla dışarı çıkmış,dayım yengemi aramış ama telefonda sesi pek iyi gelmiyormuş,bana büyük ihtimalle yengen içkiyi çok kaçırdı,dışarıda rezil olmasın onu gittiği mekandan alıp,bizim eve bırakır mısın dedi,bende olur dedim,üzerime bir şeyler giyip yengemin bulunduğu mekana gittim,canlı müzik oluşturulan meyhane tipi bir yerde eğleniyorlardı,masada yengemin dışında 3 bayan dostu daha vardı,onları tanımıyordum,ama çok çok içki içmişlerdi,hepsi hususşmakta güçlük çekiyorlardı,tam manasıyla kelle olmuşlardı,yengem beni görünce dayın mı seni gönderdi,ben iyim namacıyla seni yordu gibi cümleler kuruyordu,yanındaki bayanlardan birisi madem yanlarımızda bir erkek var cluba gidebiliriz dediler,esasen ardından diğer bir mekana geçmeyi başa koymuşlar,kıyafetlerinden belliydi,hepside mini etek ince çorap çizme tipi giyinmişlerdi,hatta birinin eteği çok kısaydı götüne kadar açıktaydı,tabi yengem denen şıllık da onlardan aşa kalmamış,kadife kara mini etek ,kara dantelli çorap,süet çizme,kırmızı rujuyla tam bir fahişe gibi olmuştu,o güne kadar sikmeyi düşünmediğim yengem benim yarrağımı kazık gibi yapmıştı,ben diğer bir mekana gitmek istemediğimi söyledim ,dilerseniz hepinizi evlerinize bırakayım dedim,diğer kadınlar biz eğleneceğiz dediler,yengem ben sarhoş oldum,diğer bir yere gidemem Hakan sen beni eve götür dedi,mekandan kalktık arabaya doğru yürürken mekanda oturan diğer masalardaki insanlar benim önüme bakıyordu.zira yengem yarrağımı değnek gibi yapmıştı,saklamam imkansızdı,yengem yürürken sekiz çiziyordu,vale arabayı getirdi yengem sağ tarafa oturdu,vale denen piç yengemin verilen frikikle göz banyosu yapıyordu,yengem kırmızı dantelli bir kilot giymişti,aklıma bir sürü şey gelmeye başladı,yengem ve arkadaşları namacıyla fahişe gibi giyinip çıkmışlardı,yoksa dışarıda birilerini bulup kendilerini mi siktireceklerdi,hazır dayımda kent dışındaydı,bu düşüncelerle dayımların evinin yolunu tuttum,yengem içkinin etkisiyle başını zor tutuyordu gözleri kapanıyordu,ben kendimi zor tutuyordum amını parmaklamak,göğüslerini avuçlamak istiyordum ama çekiniyordum,yarrağım kazık gibi olmuştu,fermuarımı açıp yarrağımı dışarı çıkardım elimle sıvazlamaya başladım,yengemin gözleri kapalı yarı uyku halindeydi,bir ara çok var mı dedi,korkudan derhal yarrağımı yerine sokup fermuarımı kapattım,yenge 10-15 dk yolumuz var dedim ,çok çişim geldi dedi,bu cümlesi beni iyice tahrik etmişti,yakınlarda benzinlik gibi bir şey yok,acilse sağa çekeyim yolun kenarına işersin dedim,olur ama sen arabadan inme dedi tamam dedim,sağa yanaştım 4’lüleri yaktım yengem zar zor indi arabadan,sözde benim görmemem amacıyla arka tekere doğru yaklaştı,tabi hesap edemediği bir husus vardı,tam dikiz aynasının görüş açısındaydı,karanlık bulunduğu amacıyla 4’lülerin ışığı yandığında görebiliyordum,eteğini yukarıyaya sıyırdım fileli kilotlu çorabını ve kırmızı dantelli kilodunu indirdi,işemeye başladı sağ cam açık bulunduğu amacıyla ses geliyordu,baya işedi,sonra kilodunu çorabını çekip eteğini indirip arabaya bindi,eve doğru devam ettim evin önüne geldiğimde arabayı park ettim,sende yukarıyaya gel 1-2 duble bir şeyler içeriz dedi,yenge meşrubat halin mi kalmış uyu dedim,olmaz esasen ben eve çıkamam ayakta zor duruyorum dedi,binaya girdik koluna girdim sendeliyordu,parfümü çok etkiliydi başımı döndürmüştü,esasen bende evde 2 duble viski içmiştim hafiften bende çakırdım,kapıya geldik çantasından anahtarı bulamıyor,çantayı bana verdi anahtarı bul dedi,çantayı karıştırırke

Kitap ve kalemle arasi iyi olanlara gelsin 😉 Öfkeden kudurmuş erkeğimin kamışını ağzıma almalıyım, belli ki kırıp dökecek yine, bir katliamın emrini verecek, cezalandıracak birini, tecavüz edecek yahut, bilemiyor enerjisini kullanacağı kanalları, arzuları kuşatılmış, o bir politakacı yahut bir memur, sanatçı, işçi, diktatör, öğretmen, gerçekte sadece utangaç bastırılmış bir maymun, hayvanlığı modern hapishanelere kapatılmış, boynuna statü, meslek, cinsiyet, mezhep, ulus zincirleri vurulmış, anlam dünyasında modern düğümler, modern labirentler, bir zavallı o; öfkelendiği, kederlendiği neyse ne, pantolununun fermuarını zorlayan şişkinliğin hava alması gerekiyor, onun zincirlerini kırabilecek tek çekiç benim; evet işte bacaklarından yakalayıp fermuarını açabildim sonunda, kalın ve uzun bir kamış, ormandaki en görkemli ağaç, köklerine sıkıca bağlı, damarları şişmiş, gün içinde defalarca dolmuş ancak boşalamamış bir kamış, kim ve ne baştan çıkarmıştı onu, hangi koku, hangi bakış, hangi akış, bilmiyorum, ağzımı sunacağım ona, acıkmış bir kamışa acıkmış bir ağız, evet, karşısında diz çöktüğümde belindeyim, tırnaklarımı geçiriyorum etine, itaat edeceğim cinsel bir ibadetle, tanrımı soydum ve soyundum, tırnaklarımı biledim, ağzımı açtım, ağzıma alıp kırmızı başını emerken enerjisi kasıklarının arasında yoğunlaşıyor, sertleşti çünkü, nehrinin akacağı kanalı buldu, dinginleşti, ama hala öfkeli, ağzımı sikiyor bu yüzden, gırtlağıma dek sokuyor, taşakları her seferinde çeneme çarpıyor, kılları dudaklarıma sürtüyor, ağzımın suları akıyor, ter sırtımdan ince bir dere gibi kıçımın deliğine doğru akıyor, kıçımın deliği eğilip kalktıkça dün geceden kalma bir acıyla açılıp kapanıyor, parmaklarım hınçla gerilmiş kalçalarının arasına gidiyor, terlemiş etrafı kıl yumağı küçük tatlı bir delik, batırıyorum, hoşuna gidiyor, daha derine, derine, kamışı şaha kalkmış bir atın kudretine ulaşıyor, burun delikleri genişliyor, inliyor, bir hayvan gibi inliyor, acı ve zevkle, evet, hayvani özüne dönüyor, zincirleri kırılıyor tek tek, başımı sımsıkı kavrıyor koca elleriyle, iştahla emmeye devam ediyorum, taşaklarında biriken taze sütü taşaklarının şişkinliğinden anlıyorum, gerilen kaslarından, kasılan dar ve diri kalçalarından, boşalan terlerinden, kızaran meme uçlarından, boynunun damarlarından, ne zamandır ağzımda bilmiyorum, ahh evet gelecek, biriktirmiş olduğu o ateş parçası, patlayacak ağzıma, boşalacak enerjisi, yakacak boğazımı, titreyecek bacakları, uysal bir oğlan gibi yumuşayarak kıvrılacak kasıklarının arasına, süt dökmüş kediye dönüşecek, ancak hala yabani bir hırıltıyla.

“Bu satırları okuyan kadın, hatırla:

Sen kimsenin gölgesinde büyümedin.

Senin sessizliğin bile fırtınalar kadar güçlü, zarafetin ise en keskin silahın.

Kimse sana değer biçemez, çünkü sen kendi tahtını kuran bir kraliçesin.

Yakut gibi kırmızı, gece kadar gizemli, sabah kadar aydınlıksın.


Unutma, sen yalnız değilsin.

Biz hepimiz Rubisera’nın kızkardeşleriyiz; güçlü, asil ve yenilmez.”


♕Rubisera𓃮


“Yakut kadar kırmızı, gece kadar gizemli… Ben Rubisera.” ♕

Red


🫶🏻🧜🏻‍♀️♥️

Kırmızı Çiçekli Baharlar

O çiçek, gelincik… Çocukluğumdan beri hayatımda özel bir yer tutar. İlkbaharın sonlarında, toprak parçalarının üzerinde tek tük rastlardım ona. Sanki kendini özellikle saklardı; bulanı ödüllendirir gibi.

Hemen koparırdım. Yaprakları rüzgâr kadar kırılgandı, dokunuşumla dökülüverirdi. Bu kırmızı çiçekten ilk öğrendiğim şey narin oluşuydu. Narindi ve nazik davranılmayı hak ediyordu. Belki de bu yüzden gelincik, çocukluğumda yalnızca bir çiçek değil; inceliği ilk kez fark ettiğim bir şey oldu.

Ailemizden biri koku duyusundan yoksundu. Her seferinde eve koşar, kopardığım gelinciği ona uzatırdım; gözlerimde küçük bir zafer parıltısıyla. Meğer sevmezmiş onu. İlk başta kokusundan dolayı sandım. Oysa gelincik zaten sessiz bir çiçekti, kokusu yok denecek kadar azdı. Ama koku duyusu olmayan biri için bu ne büyük bir çelişkiydi?

Zamanla, belki de görünüşünü sevmiyordur diye düşündüm. Sonuçta kırmızının en güzel, en parlak hâli onundu. Yeşillerin içinde hemen belli ederdi kendini. Yıllar sonra sevmeme sebebini sorduğumda ise tek bir kelimeyle karşılaştım: “Sebepsiz.”

Bir şeyleri sevmediğimizde genelde bir sebebi olur, değil mi? Belki de bu çiçeği sevmeme nedeni çok daha derin, çok daha travmatikti. Sanırım bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Belli de bazı cevapların eksik kalması gerekiyordur.

Dokunulduğunda dağılan bir yalnızlık…Gelincik, taşıdığı anlamlarla olduğu kadar kırılganlığıyla da hüzünlü. Zihnimde yalnızca soru işaretlerine değil birçok güzel hatıraya da ev sahipliği yapıyor. Yine bir ilkbahar günü, çocukluk arkadaşımla heyecan içinde koşturduğumuz bir an var. Tek tük çıkan gelinciklerin, bir tarlayı tamamen kapladığı o an… O güne ait bir fotoğrafımız bile var.

Bir başka hatıra, yıllar sonra birden aklıma geldi. Sanki beynimden silinmiş gibiydi. Otobüs camından bakarken gördüğümüz uçsuz bucaksız gelincik tarlaları… Herkes hayranlıkla donakalmıştı, ağızlar açık. Kimileri bilmiyordu bile adını bu kırmızı güzelliğin. Ben biliyordum ya; çocuk aklımla bir gurur, bir ego kabardı içimde. Neden ki? O çiçek bana mı aitti sanki? Sahiplenme arzusu mu, yoksa sadece görülmüş olmanın masum sevinci mi?

Gelincik, hem narinliği hem de o kırmızı ihtişamıyla çocukluğumun en canlı parçalarından biri olarak kaldı. Her ne kadar bazıları senden hoşlanmasa da sen benim için her zaman özel bir çiçek olacaksın.

Sevinçle hüznün, masumiyetle kırılganlığın iç içe geçtiği o baharlar…

Sıcak tonlarıyla banyoya zarif bir dokunuş katan kırmızı halı, küvetin hemen önünde hem şıklığı hem de konforu bir araya getiriyor. Suya dayanıklı dokusu sayesinde günlük kullanımda kolayca kurur ve kaymaz tabanı ile güvenli bir zemin sağlar. Modern banyo dekorasyonunda güçlü bir vurgu isteyenler için kırmızı banyo halısı en etkili parçalardan biridir. Minimal bir küvet alanına bile enerji ve karakter kazandırır.

Pera Halı’nın kaliteli dokuması, yumuşak yüzeyi ve canlı renk koruma teknolojisi ile banyonuzda uzun süre ilk günkü görünümünü korur. Yoğun kullanım alanlarında bile aşınmadan dayanır ve temizliği oldukça pratiktir.

Banyo dekorasyonuna sıcaklık, kontrast ve modern bir estetik katmak isteyenler için kırmızı banyo halısı mükemmel bir tamamlayıcıdır.

#perahalı #banyo dekorasyon #kırmızı #bathroomdecor #redrug #halı #modernbanyo #decorideas #homestyling #interiordesign #bathmatALT

Sıcak tonlarıyla banyoya zarif bir dokunuş katan kırmızı halı, küvetin hemen önünde hem şıklığı hem de konforu bir araya getiriyor. Suya dayanıklı dokusu sayesinde günlük kullanımda kolayca kurur ve kaymaz tabanı ile güvenli bir zemin sağlar. Modern banyo dekorasyonunda güçlü bir vurgu isteyenler için kırmızı banyo halısı en etkili parçalardan biridir. Minimal bir küvet alanına bile enerji ve karakter kazandırır.

https://www.perahali.com/collections/kirmizi-halilar

Pera Halı’nın kaliteli dokuması, yumuşak yüzeyi ve canlı renk koruma teknolojisi ile banyonuzda uzun süre ilk günkü görünümünü korur. Yoğun kullanım alanlarında bile aşınmadan dayanır ve temizliği oldukça pratiktir.

Banyo dekorasyonuna sıcaklık, kontrast ve modern bir estetik katmak isteyenler için kırmızı banyo halısı mükemmel bir tamamlayıcıdır.

#perahalı #banyo dekorasyon #kırmızı #bathroomdecor #redrug #halı #modernbanyo #decorideas #homestyling #interiordesign #bathmat

Çiçeklere, çiçeklere .. 🌺♥️


🧜🏻‍♀️

LİNK> TIKLA


🫶🏻🔅🧜🏻‍♀️

Gülmekten Kırılacaksınız: Efsane Kırmızı Şortlu Diyarbakırlı Videosu

Bakan Yerlikaya: Kırmızı bültenle aranan 7 şüpheli yakalandı http://dlvr.it/TPHyzl habervip.org

Budak ♥️

LİNK> TIKLA

Love yani kırmızı tuborg….