Zaman kavramını bu kadar sevebileceğim aklıma gelmezdi. Çünkü insanın bazen bir noktası olur ya hani ben o noktaya gelmiştim. İyileştim dedim kendime. Kabullendim tam benliğimle. İçimde bir yerlerde beni yoran ufak tefek şeyler olsa da kapatıyordum kendimi, düşünmüyordum. İnatla neşe saçıyordum etrafa. Çok az arada bir durup soluklanıyordum, bir tık da isyan ediyordum bu yorgunluğuma belli etmiyordum asla tabi… En fazla on dakika sürüyordu bu içimde zaten. Sonraki saatlerim yine enerjik geçmeliydi çünkü… Ben böyle yaşıyordum hayatı seve seve doya doya kendi benliğimle… Çünkü hayat bu gerçekten o kadar çok kısa ki… Bakmayın önümüzde belki de ortalama bir 60 yıl ömür var diyoruz aslına bakarsanız belki 1 saniyemiz bile kalmadı yaşamak için, yalan mı? O yüzden oturup düşününce ne olursa olsun sevilmeli bu kısa ömür ya diyor insan. Sonra da bırakıyorsun herkese savaş açmayı, kendine savaş açmayı. Acıyı unutuyorsun. Bu demek değil ki hiç üzülmeyeceksin… Tabiki üzeleceksin ama dozunda olmalı. Hayat çünkü devam ediyor ve inanın bana zaman beklemiyor. Hem de hiç beklemiyor… Size tavsiyem dönüp baktığınızda pişman olacağınız bir hayat yaşamayın bedenlerinize biçilen kısa ömrünüze…